Giriş | Yaşam Öyküsü | Etkinlik | Nasıl Başardı? | Hakkında Yazılanlar | Fotoğraf Galerisi 2002-2004 | Fotoğraf Galerisi 2005-2006 | İletişim

Mertol Demirelli-Hakkındaki Yorumlardan Alıntılar (Basın, Mektup)

 

Mertol Demirelli hakkında basında çok fazla sayıda haber çıkmış olup (Google’ da 2000 in üzerinde yazıya bağlantı vardır) bunların birkaç tanesi ve kendisine yazılan mektuplardan yapılan alıntılar aşağıda verilmiştir.

 

Aslı Onat / Milliyet 14 Haziran 2007
Özgürlüğünden hiç vazgeçmedi
 

Dünyaca ünlü piyanist İdil Biret, yarın 35. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali' nin konuğu olacak. Biret, Aya İrini' deki resitalinde Brahms, Beethoven ve Chopin' in eserlerini seslendirecek.
Fransız yazar Dominique Xardel' in Biret ile yaptığı söyleşiden oluşan �Dünya Sahnelerinde Bir Türk Piyanisti İdil Biret� adlı kitap da Üner Birkan tarafından Türkçeye kazandırıldı. İdil Biret, resitalinin ardından Can Yayınları' ndan yeni çıkan kitabı imzalayacak.
Demirelli ile doğaçlama
Festivalin açılış töreninde Biret' in çocukken Fransa' da katıldığı, Paris Radyosu' ndaki programın ses kaydı da yayımlanmış, "Büyükanneciğim nasılsınız? Burada havalar çok güzel. 10 aydır buradayım" diyen küçük Biret' in sesi herkesi duygulandırmıştı.
Konseri öncesinde görüştüğümüz Biret de kaydı dinlerken geçmişe gittiğini, törende Leyla Gencer' in elinden Ayla Erduran ile birlikte Onur Ödülü almanın kendisini çok mutlu ettiğini söylüyor. Konserde birlikte çaldığı, 11 yaşındaki Mertol Demirelli için de "Çok yetenekli, aklı başında, ciddi, son derece hoşuma giden bir karakteri var. Bazen iki piyanoda beraber doğaçlama yaptığımız oluyor" diyor.
....

Aslı Onat / Milliyet 09 Haziran 2007
"Ben de Galatasaray Senfonisi besteleyeceğim"


Bu yıl 35. Uluslararası Müzik Festivali'nin 2 Haziran'da yapılan açılış töreninde, ustalarla genç müzisyenleri bir araya getiren konserin belki de en sevimli yanı, İdil Biret ile 11 yaşındaki piyanist Mertol Demirelli'nin birlikte sahneye çıkmasıydı. Demirelli yeteneğini bu konserden çok önce kanıtlamıştı gerçi ama konserin ardından herkes onu ve başarısını konuştu.
Konser sonrasında annesi ve babasıyla yaşadığı Ankara'ya dönen ve bir günlüğüne yeniden İstanbul'a uğrayan Mertol ile iki TV çekimi arasında Les Ottomans Oteli'nde görüştük.
Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu 5'inci sınıf öğrencisi olan Mertol'la konuşmak, yaşıtınızla konuşmaktan farksız. Sevimli, sıcacık, akıllı bir genç adam var karşımızda... Son derece rahat ve doğal. Belli ki "dahi" olmanın yükünün omuzlarına binmesine izin vermemiş. Bunda ailesinin Mertol'u yetiştirirken çok dikkatli davranmasının da payı var tabii.
Profesyonelliğine de değinmeden geçmeyelim. Önceki hafta düşerken dengesini kaybetmemek için elini bahçe duvarının demirlerine çarpıp sol elinin yüzük parmağını kırmış ve konsere kırık parmakla çıkmış Mertol. Doktorundan aldığı kalıcı hasar oluşmaz güvencesi ve konsere kadar uyguladığı buz tedavisiyle sahneye çıkmış ve hiç ağrı hissetmeden çalmış. Bu yıl kendisini dinleyemediyseniz yeni konser programının ağustos ayında belli olacağını belirtelim.
....
 

Üstün Akmen / Evrensel 08/06/2007, Andante Temmuz 2007
35. Uluslararası Müzik Festivali başladı: Düşsel izlenimler

.....
İdil Biret’in “doruk” yolculuğu
İdil Biret, 11 yaşındaki yetenek Mertol Demirelli ile birlikte Bach’ın “İki Piyano İçin Do Minör Konçerto”sunu çaldı. Kendimi yapıtın armonik şemalarına ve tempo başlıklarına kaptırmışken, aklım, bütün teknik sorunlarını çözmüş uluslararası “marka” İdil Biret’in “tuşe”lerindeydi. Adagio bölümünde geniş tutulmuş ezgiler içinde Bach’ın renkleriyle, düşüncelerinin derinliğiyle ilgilendi. Sanki yeni yeni bir şeyler keşfediyor gibiydi. Hiç de skolastik değildi. Tekste bağımlı kaldı kalmasına da, ötesine geçip üstüne çıkmayı da bildi. Önce “nokta”yı saptadı, gitti, gitti, gitti, ritimde akıcı ve duygulu şarkılar dile getirilirken “doruk”u buldu ve yerleşti. O doruktan eğilerek bütün ses dinamiklerini yerleştirdi.
İdil Biret’in yanı sıra, alkışlarımızın bir bölümünü de gencecik yetenek Mertol Demirelli’ye gönderdik. On bir yaşındayken ünlü piyanist Wilhelm Kempf’le birlikte Mozart’ın “İki Piyano İçin Konçerto”sunu çalmış olan İdil Biret için, cumartesi akşamı on bir yaşındaki Türk meslektaşıyla çalmış olmanın keyif derecesini oranlamak ya da en azından oranla ilgili tahminde bulunabilmek gerçekten zordu.

 

Evin İlyasoğlu / Cumhuriyet 06 Haziran 2007
Festivalde kuşaklar buluşması

...İdil Biret ise Bach' ın ikili konçertosunu yeni harika çocuğumuz Mertol Demirelli ile çaldı. Mertol' un bu tarihi buluşmada, karşısındaki büyük ustaya başarıyla uyum sağladığını söyleyebiliriz. Ülkemizin yetiştirdiği genç ama usta yaylı çalgılar sanatçılarından oluşan orkestra da düzeyli eşliği, dinamik yorumuyla pırıl pırıldı.
...

Meral Tamer / Milliyet 05 Haziran 2007
Fatih Sultan Mehmet'in sponsorluğunda!

Müzik Festivali bu yıl bana bakalım daha ne sürprizler sunacak?
İlk sürpriz, sağ kolumdaki Beethoven dövmesi ve İdil Biret-Mertol Demirelli ikilisiydi

Alttaki küçük yuvarlak görüntü, benim Beethoven dövmeli kolumdur.
35. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali'nin Aya İrini'deki açılışında, fesvital görevlileri tarafından, dileyen tüm davetliler gibi bana da ücretsiz yapılmıştır. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) Başkanı Şakir Eczacıbaşı en muzip haliyle göstermese, es geçebilirdim. Kendisine teşekkür borçluyum, zira Beethoven ile gün boyu göz göze gelebilmek, bana 3 gündür özel bir keyif veriyor. (Ayrıca dövme yaptıranları da şimdi daha iyi anlıyorum)
Üstteki büyük fotoğrafta ise dünyaca ünlü piyanistimiz İdil Biret ve 11 yaşındaki yetenekli piyanist Mertol Demirelli'yi, Bach'ın 2 Piyano için Do Minör Konçertosu'nu çalarken görüyorsunuz. Adına "harika çocuk" yasası çıkartılan İdil Biret de 11 yaşındayken, dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü piyanistlerinden Wilhelm Kempff ile Mozart'ın 2 Piyano için Konçerto'sunu çalmış. Biret'le küçük Mertol'u baştan sona gözyaşları içinde izledim.
.....

Egemen Berköz / Cumhuriyet 04 Haziran 2007
Sahnede Cumhuriyet Mitingi

Aya İrini' deyiz. 35.İstanbul Müzik Festivali' nin açılış gecesi. Sahnede çoksesli müziğimizin üç büyük adı, üç büyük sanatçı: Leyla Gencer, Ayla Erduran ve İdil Biret.
....
.....Ayla Erduran, Cihat Aşkın ve Özcan Ulucan' ın J.S.Bach' ın Üç Keman İçin Re Majör Konçertosu' nu; İdil Biret ile Mertol Demirelli' nin de, yine J.S.Bach' ın İki Piyano İçin Do Minör Konçerto' sunu Yıldızlar Orkestrası' nın eşliğinde çalışlarından, ben bir müziksever olarak çok etkilendim. Ötesini müzik yazarlarımız değerlendirecektir....

Çağrı Coşkun / disconnectus.com 04 Haziran 2007
Piyanist Mertol Demirelli, 11 Yaşında Güzelim Bir Sıradışı Yetenek

İş çıkışı yorgunluk. Hava harika. Açık ahava bir yere oturup bir çay söyledim kendime. Etrafımda köyün dedeleri. Birisi ‘Hürriyet’i bitirdi, rica edip aldım. Doğan Hızlan’ın yazısı ilgimi çekti. 11 yaşında bir yetenekten bahsediyor. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali 35. Yıl Açılış Konserinde İdil Biret ile birlikte, orkestra eşliğinde, J.S.Bach’ ın Do Minör İki Piyanolu Konçertosu’ nu seslendirecekmiş. Breh, breh! Vay anasını! 11 yaşında o minik parmaklarıyla Bach babanın bir koca konçertosunu, İdil Biret deviyle beraber kocaman bir organizasyonun en özel kısmında –açılışında- çalacakmış.
 
 Haberin öncesinde tanımadığım bu minik dev ile gurur duydum. Bahşedilen yeteneğine imrendim. Afferim len Mertol dedim.
 
 Çay bitti. Eve geldim. İnternette aradım. Kimdir Mertol diye. Samimi mi samimi bir  web sayfası yapmış. Hayatını, başarılarını, nasıl başardığını anlatmış. İletişim linkine tıkladım; e-posta atıp tebrik etmek, gelecekte daha da güzel yerlerde olması temennimi iletmek için. O da ne? Mertol ev ve okul adresini, ayrıca ev ve cep telefonunu yazmış sitesine. Bir kez daha imrendim ona. Tüm içtenliğiyle, sapıktan supuktan çekinmeksizin;  ‘ Ben buradayım ey okuyucu, sen neredesin?’ diye sorarcasına koymuş tüm bilgilerini oraya. Vazgeçtim mesaj atmaktan. Cepten aradım Mertol’u.
 
 Mertol değil babasıymış açan telefonu. Zaten sesi de baba sesiydi belli ki. Çekimdelermiş. Muhtemelen döktürüyordu Mertol yine. Babasına, oğluna selamımı iletmesini, onunla gururlandığımı ve ona imrendiğimi söyleyip kapatacaktım ki; babası: ‘Mertol geldi, veriyorum telefonu’ dedi.
 
 Amanın! Hakikaten 11 yaşında bu pırlanta. Sesi henüz ergenlik kalınlaşmasını yaşamamış. ‘Merhaba, buyrun’ dedi. Onu yeni tanıdığımı, telefonunu web sayfasından bulduğumu, onunla gurur duyduğumu, ona imrendiğimi belirtip inşallah gelecek senin için daha güzel olur dedim. Teşekkür etti. 3-5 kelam daha edip, iyi akşamlarlaşıp kapattık sonra telefonu.
 
 AZICIK EMEK GÜZELLİĞE YETER
 
 Bu bizim ülkede moral bozmak çok kolay. Hele ki meyledersek.
 
 Doğan Hızlan’ın Mertol’dan bahseden yazısını değil de, politikacı palavralarını, 3.sayfa kaza ve adliye haberlerini okuyup; ‘bugün de işte çok yoruldum, akşama yine yalnızım, yarın yine iş var, Barzani ötüp duruyor, zaten ozonu da deldiler’ de diyebilirdim eve gerisin geri giderken.
 
 Her seçim bir vazgeçiş ve ben çayımı bitirdiğimde kendimi hoş kılmayı seçip, mutsuz kılmaktan vazgeçtim. Bu da yetmedi Mertol ile tanıştım. Onu tebrik ettim. Muhtemelen çok tebrik alıyordur Mertol ama eminim benim tebriğim de onu mutlu etti ve sıradışı bir yetenek de olsa o henüz 11 yaşında Küçük Prens tipinde güzelim bir çocuk. Benim hergün bir çocuğu sevindirmek fırsatım olmadığından, bu olayda daha çok mutlu olan ben oldum. Ne yorgunluğum kaldı, ne de birbaşınalık sıkıntım.
 
 Mertol birgün, öğretmenlerinden biri olan Fazıl Say’dan bile büyük başarılara imza atıp, tüm dünyanın bildiği biri olursa, haberler falan çıktığında yanımdakilere derim: ‘Mertol benim arkadaşım olur. 11 yaşındaki sesinin tonunu bilirim onun ben :-)) Derim ve bugünü hatırlarım. Yine mutlu olurum.
 
 * * *
 
 Teşekkür almak tebrik edilmek güzeldir. Teşekkür etmek, tebrik ederim demek ise daha güzeldir. Hoşnut edilmeyi beklemek ‘edilgen’dir, beklemeyi gerektirir. Mutlu etmek ise elimizden gelendir. İstememiz, azıcık emek vermemiz yeterlidir.
 
 Oscar Wilde amcamızın sevdiğim bir sözü vardır: ‘Hepimiz bir bataklıkta yaşıyoruz,fakat bazılarımız yıldızlara bakıyor... ‘ der.
 
 Günlük yaşantımızdaki, genel anlamda hayatımızdaki sıkıntıları ‘hep bataklığa bakarak’ aşmaya çalışmaktansa ‘yıldızlara bakarak’; dahası ‘yıldızları gösterip paylaşarak’ aşmaya çalışmak sanki daha iyi gibi; değil mi?
 
 Dünya küçük. Bir gün ben Mertol ile karşılaşsam ve ricamı kırmayıp bana, bildiklerim içinde en sevdiğim klasik eser olan Chopin’in  Fantasie Impromptu’sunu şöyle bir döktürüverse yeni bir oyuncağı olmuş çocuk gibi sevinirim vallahi.
 
 Mertol gibiler sayesinde yıldızlar daha yakın ve parlak.
 

Doğan Hızlan / Hürriyet 04 Haziran 2007
İdil Biret’in unutamayacağı gece

ULUSLARARASI İstanbul Müzik Festivali’nin cumartesi açılış gecesindeki bir konser, bilenlerin, Şakir Eczacıbaşı’nın konuşmasını dinleyenlerin dikkatini çekmiştir.

Bu yılın Onur Ödülleri’nden birini alan ünlü uluslararası piyanistimiz İdil Biret, cumartesi gecesi on bir yaşındaki piyanist Mertol Demirelli ile birlikte Johann Sebastian Bach’ın İki Piyano İçin Konçerto’sunu seslendirdi.

İdil Biret, on bir yaşındayken zamanın çok ünlü piyanisti Wilhelm Kempf’le birlikte Mozart’ın İki Piyano İçin Konçerto’sunu çalmıştı.

Sanırım, İdil Biret çocuk meslektaşıyla çalarken, o konseri hatırlamıştır.
....
 

Filiz Ali / Milliyet 04 Haziran 2007
'Bizler gitsek de festival yaşayacak!

.....
Türkiye' de adına yasa çıkarılmış ilk sanatçı olan Biret ise omuzlarına çok küçük yaşta yüklenen sorumlulukları müthiş bir olgunluk, üstün başarı, akıl almaz üretkenlik ve çalışkanlıkla taşımış, eşi bulunmaz bir müzisyen.
Biret ile aynı sahneyi paylaşan Mertol Demirelli, 11 yaşında; şimdiden özgeçmişi konserlerle dopdolu bir piyanist. O da bu ülkenin şanslı çocuklarından biri. Yeteneği zamanında keşfedilmiş ve doğru okullarda eğitim görme olanağı bulmuş. Umarım Mertol, bu şansını iyi kullanır ve onu da bundan 35 yıl sonra başka gençlerle Aya İrini sahnesini paylaşırken görürüz.    

 

Evin İlyasoğlu / Cumhuriyet 03 Mayıs 2006
İ
STANBUL’ DA PİYANİSTLER HAFTASI

 

Geçen hafta İstanbul’ da çeşitli piyanistlerle örülü konserler dinledik. On yaşındaki Mertol Demirelli’ nin ilk İstanbul Konçertosu, Verda Erman’ ın Mozart’ ı ve Labeque kardeşlerin dinletileri etkileyiciydi.

Mertol Demirelli: Henüz on yaşında bile değil. Ayağı pedala güçlükle ulaşıyor, parmakları oktava zorlanarak açılıyor…Kendisiyle barışık, çevresiyle dost, müzikle akıp gitmeyi biliyor. Umarım onu kimseler küstürmez, kimseler bıktırmaz, hep aynı coşkusuyla yarınlara evrilir. Mozart’ ın 12. Konçertosu’ nu akıcı tekniğiyle ve saf yorumuyla seslendirdi. Orkestrayı dinlemeyi, orkestrayla paylaşmayı ve solist olarak sahneye egemen olmayı da biliyordu. O da ülkemize nice piyanist kazandıran değerli hoca rahmetli Kamuran Gündemir’ in son öğrencisiydi. Halen Bilkent Üniversitesi Müzik Hazırlık Okulu’ nda Oya Ünler ile çalışıyor.

Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ise eşlikte Mertol’ a candan destek oldu.
..…

Prof.Dr.Coşkun Özdemir / Cumhuriyet 28 Nisan 2006
Tabip Odaları Seçimleri

…..
Not: 9.5 yaşındaki Mertol Demirelli 26 Nisan akşamı Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall Konser Salonu’ nu dolduran dinleyicileri sevince boğdu. Mertol, Mozart’ ın 12 No’ lu Piyano Konçertosu’ nu yorumladı. Bu olağanüstü harika çocuğu dinlerken yıllardır belki ilk defa mutluluktan ağladım. Dilerim onu gecikmeden dinlersiniz. Teşekkürler Oya Ünler(hocası) teşekkürler Evin İlyasoğlu

 

-MEKTUP-(İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Eski Genel Müdürü Melih Fereli’ den)

 MELİH  FERELİ, O.B.E.
Sanat Yönetim Danışmanı

27 Nisan 2006

Sevgili Mertol’cuğum,

Seninle dün akşam Boğaziçi Üniversitesi’ndeki konserinin sonrasında tanışmış olmanın heyecanını halen yaşıyorum. Çarpıcı yeteneğin ve yaşam sevincimizi tazeleyen sempatikliğinle, salonda bulunmak şansına sahip izleyicileri derin izler bırakan bir müzik yolculuğuna çıkardın. Sana içtenlikle teşekkür ediyorum.

 Yüce bir ruhu henüz genç bir bedendeyken tanıma fırsatı bizlere her zaman sunulmayan bir ayrıcalık. Dün akşam, pırıltılarla dolu bir müzik kariyerinin habercisi bir konsere tanıklık etmiş olmak beni gerçekten çok mutlu etti. Son derece kimlikli duruşunun yanı sıra dinleyicilerle iletişimindeki samimiyetin gerçekten nice sanatçının gıpta edebileceği düzeyde bir olgunluk ifadesiydi. Daha çarpıcı olan ise müzikten aldığın keyfi apaçık ortaya koyuşundu bence...

 Çok uzun ve daha nice başarılarla dolu olmasını dilediğim kariyerinde karşılaşabileceğin tüm zorlukları aşabilmen için enerjinin ve kararlılığının hiç eksilmemesini diliyorum. Çok önemsediğim bir diğer dileğim ise, çocukluğunu da doyasıya yaşayabilmen... Senden çok büyük beklentilerin yaratabileceği baskıları aşabilmen konusunda gereksinim duyacağın enerji pınarı eminim ki doyasıya yaşanan çocukluk yıllarında güçlenecek. Hepimizin sevgi odağı olmanın bunu ayrıca destekleyeceğini düşünüyorum.

Yakında bir başka konserinde yeniden buluşabilmeyi yürekten arzuluyorum.

Derin sevgilerimle,

Melih Fereli

PS: Benim kim olduğumu bilmiyorsun tabii; ekli “özgeçmiş” biraz yardımcı olur...

 

 Yüksel Aytuğ / Vatan 08 Haziran 2005
“Harika Çocuk” ne demekmi
ş, anladım!

Yıllardır hep duyarız, “Harika Çocuk devlet bursu kazandı”, “Harika Çocuk, konseriyle herkesi büyüledi diye…”Harika Çocuk” kimdir, nerede yetişir, tılsımı nedir, hep merak etmişimdir.

 Geçen Pazar günü Kanal D’ de izlediğim “Şeffaf Oda”da bu soruların neredeyse tüm yanıtlarını buldum. Güneri Cıvaoğlu’ nun konuğu, bir dönemin “Harika Çocuğu” piyanist Fazıl Say’ dı. Ama ünlü piyanist stüdyoya yalnız gelmemiş…..

Hele içlerinde en küçükleri olan 8 yaşındaki Mertol beni büyüledi. 4 yaşında ilk bestelerini yapan harika çocuğa Güneri Civaoğlu “şu anda bir beste yapabilir misin? diye sordu. Mertol, büyük bir özgüvenle “Tabii, ama bana bir tema söylemelisiniz” dedi. Cıvaoğlu “Mesela bir çocuk parkını, neşe içinde oynayan çocukları bestenle bize anlatabilir misin? der demez, Mertol’ un minik parmakları tuşlar üzerinde kelebekler gibi uçuşmaya başladı. Anında ortaya çıkan besteyle kendimi gerçekten de cıvıl cıvıl bir çocuk parkında hissettim ve o anda “harika çocuğun” ne demek olduğunu anladım.
…

Amman Büyükelçisi Hüseyin Diriöz' ün, Mertol' un Amman' da verdiği konserler için Dışişleri Bakanlığına çektiği telgraf..03 Mayıs 2005


.....

 

Yakın dostumuz Hayriye Tözman' ın, Bilkent Konser Salonu' nda izlediği Mertol için, konser sonrası yazdıkları..23 Nisan 2005

 

CULTURE & SOCIETY 09.06.2004 Monday, Zaman OnlineMersin,aa

Fazil Say Bolsters Small Mertol
The 3rd International Mersin Music Festival will start at the end of this month in Mersin as announced at a press conference held at the Hilton Hotel.
Mersin Governor Atilla Osmancelebioglu, Mayor Macit Ozcan, the Festival's Advisory Council Head, artist Nevit Kodalli, and some other artists who will participate in the festival attended the meeting.
Pianist Fazil Say will take the stage with his performance of "Nazim", and song-lovers will be able to listen to 8 year old Mertol Demirelli, whom Say has described as a 'genius.' Say said, "When I listen to Mertol, I am very pleased. I am sure that the people of Mersin will also discover Mertol."
The Mersin Music Festival will start with a concert by the Mediterranean Region and Garrison Commander Band in the Republic Square on September 30th.

KÜLTÜR SANAT 06.09.2004  PAZARTESİ Zaman OnlineMersin,aa

Say'ın önerisi küçük Mertol
Mersin'de ay sonunda başlayacak 3. Uluslararası Mersin Müzik Festivali, önceki gün Hilton Oteli'nde düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtıldı.
Toplantıya Mersin Valisi Atilla Osmançelebioğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, Festival Danışma Kurulu Başkanı sanatçı Nevin Kodallı ve festivalde yer alacak bazı sanatçılar katıldı. Festivalde "Nazım" performansıyla sahne alacak olan piyanist Fazıl Say, müzikseverlere 8 yaşındaki Mertol Demirelli'yi dinlemelerini önerdi. Demirelli'yi 'dahi' olarak niteleyen Say, "Ben Mertol'u dinlerken büyük zevk alıyorum. Eminim Mersinliler de Mertol'u keşfedecek." dedi. Mersin Müzik Festivali, 30 Eylül'de Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanlığı Bandosu'nun Cumhuriyet Alanı'nda yapılacak dinletisiyle başlayacak.

 

Şimdi de Bach çalcam!
Aksiyon Dergisi Sayı: 514  |   Muhsin Öztürk -
m.ozturk@aksiyon.com.tr

Dün, “harika çocuk” dediklerimizin pek çoğu, değil çocukluğunu, gençliğini bile aşıp kırklı yaşlara dayandı. Yeni harika çocuklarımızdan söz etme zamanı artık. Devlet “harika çocuklar” projesini işletmese de onların yıldızları çoktan parlamaya başladı bile.

Her akşamkinden daha kalabalıktı kültür merkezi. Konser öncesi fuayede koşuşturan çocuklar salonun sessizliğine bürünmüş; kendi aralarındaki kıkırdamaları saymazsak fazlasıyla uslu görünüyorlar. Sahneye beyaz gömleği, bol siyah pantolonuyla çıkan sanatçı seyircileri selamlıyor, çalacağı eserleri sıralıyor. Bir piyano resitali dinleyeceğiz. Sandalyenin kenarına oturuyor, ayağını piyanonun pedaline yerleştiriyor. Seyircilerden biri -belli ki yakını- “Sandalyede bir sorun var mı yavrum” diyor, o da yok dercesine kafasını sağa sola sallıyor. Mülki erkan, şehrin önde gelen bay ve bayanları kemal-i ciddiyetle konserin başlamasını bekliyor.

Mertol Demirelli, kendine ayrılan bölümde Bach’tan, Mozart’tan, Chopin’den eserler icra ediyor, seyircilerin her arada alkışlaması üzerine kenarına iliştiği sandalyeden kalkıyor, birkaç adım atıp ‘sanatçı’ selamı veriyor, zamansız gelen alkışlara revaransla karşılık veriyor. Mertol, ilkokul üçe gidiyor. Boyundan büyük piyanoyla sahneye çıkışı ilk değil. Türkiye’nin en prestijli salonlarında konser veriyor, yurtdışı turnelerine katılıyor. Biraz önce koşuşturan çocuklardan birisi değil miydi o dedirtiyor insana. Şimdi şunu ‘çalcam’ deyip oturuyor piyanonun başına. Klasik müziğin usta isimleri Fazıl Say ve Gülsin Onay onun idolleri, aynı zamanda da mesai arkadaşları. Fazıl Say’ın 15-16 Ekim’de Antalya’da vereceği konserde Mozart’ın 11. piyano konçertosunun 1. bölümünü çalacak.

Mertol Demirelli gecenin tek ‘parlayan yıldızı’ değil; Veriko Tchumburidze ve Hasan Gökçe Yorgun keman resitalleriyle seyircinin büyük takdirini topluyor. Her biri tekrar tekrar sahneye çağrılıyor, ayakta alkışlanıyor. Veriko ilkokul 3’e, Hasan’da 7. sınıfa gidiyor. İkisi de Cihat Aşkın’ın atölye çalışmalarına katılıyor. Parlayan bu üç yıldız Türkiye’nin önde gelen hocalarından dersler alıyor.

Mersin Uluslararası Müzik Festivali’nin “Parlayan Yıldızlar” bölümünde dinlediğimiz minik sanatçılarımızla konser sonrası anne babalarının da hazır olduğu sahnede söyleşiyoruz. Mertol’un ailesi çocuklarının üstün zekalı olduğunu fark etmeleriyle birlikte ‘iyi eğitim’ arayışına girer. Babasının amatör bir müzisyen olması Mertol’un müziğe yönelmesinde, piyanoya başlamasında etkili olur. Beş yaşında, Prof. Dr. Kamuran Gündemir’den dersler almaya başlar.

Mertol günde üç saat piyano çalışıyor. Yaz aylarında dedesinin yanına gittiği 15 günlük mola hariç bu takvim hiç aksamıyor. Caz da dinliyor klasik de, ama o daha çok ne çaldığıyla ilgileniyor. Bütün dersleri beş. Doktor mu, mühendis mi olurum düşüncesi yok. Yurtdışı eğitimi düşünüp düşünmediğini sorduğumuzda babası Türkiye’de çok iyi hocaların olduğunu, belki ileriki yıllarda gerek görülürse böyle bir şeyi düşünebileceklerini söylüyor. Ayrıca Türkçe’yi ve Türkiye’nin öz değerlerini öğrenip benimsemeden çocuklarını bir yere göndermek niyetinde değiller. Yurtdışından döndükten sonra oğlunun ‘sizde nasıl derler’li cümleler kurmasını istemiyor. Mertol, yoğun ve disiplinli çalışmalarından vakit buldukça bilgisayar oyunlarına ve legolara vakit ayırıyor.
 

 Evin İlyasoğlu / Cumhuriyet 31 Mart 2004
AMAN DİKKAT, BU HARİKA ÇOCUK!

 Geçen hafta Istanbullular Mertol Demirelli adlı, yedi buçuk yaşındaki Ankara’nın üstün yetenekli piyanistiyle tanıştılar. Gerçekten de “üstün” ya da “harika” niteliklerinin tohumlarını barındıran son derece sevimli, akıllı, güzel bir çocuk. Belli ki beyin yapısından gelen, parmak ucuna ulaşan bir kolaylığı var. Son derece rahat konsantre olabiliyor, ritim algısı ve müzik kulağı müthiş. Tıkır tıkır, tertemiz gamlar yapıyor, müzikal, sahneye hakim…Ve henüz 6 yaşındayken İtalya’da kazandığı Kuhlau Yarışmasının ödülü olarak geçen ay New York Carnegie Hall’ün Weill Hall’ünde bir resital vermiş. Oradan da aldığı yeni tekliflerle yeni konser olanakları doğmuş.  Mertol çok şanslı bir çocuk: Amatör bir gitarcı olan babası daha anne karnındayken her gün ona gitar çalmış; erkenden müzik kulağını keşfetmiş ve Kamuran Gündemir gibi büyük bir pedagogla piyanoya başlatmış. Şimdi Bilkent’in öğrencisi, ilkokul ikinci sınıfı okuyor. Akbank Kültür Sanat Merkezinde verdiği konserler doldu taştı. Hele konser ortasında babasından su isteyip hiç çalışını bozmadan suyu içmesi, anlatıla anlatıla bitirilemedi. Derken gazeteler, radyolar ve de televizyonlar Mertol’ü bir dakika boş bırakmadılar. Onlara elinden geldiğince akıllıca cevaplar veriyor. Örneğin bir programda :”Ben şimdi yüksekteyim ama dikkat etmeliyim yüksekten düşmek daha da zordur” gibi mantıklı sözler söylüyor. Aman ne olur, medyanın kurbanı yapmayalım bu çocuğumuzu. Mertol hepimizin çocuğu, lütfen bütün medya mensupları sorumluluğunu bilsin, onlar da Mertol’ü korusun! O daha çok küçük, önünde sakınarak yürümesi gereken upuzun bir yol var. Ayla Erduran’ın dediği gibi, bırakın çocukluğunu da bilerek yetişsin. Odalara kapatılıp toplumsal yaşamdan soyutlanmanın acılarını çekmiş bir sanatçı olarak şimdi her harika çocuğa spor yapmasını, oda müziğine katılmasını, eğlenceden ve sosyal yaşamdan geri kalmamasını öğütlüyor.

İdil Biret’le bir söyleşimizi anımsıyorum: “Ben hiçbir zaman farkında değildim ki harika çocuk olduğumun! Annem izin vermezdi böyle şeylerin abartılmasına. Herkesin doğal olarak bir enstrüman çaldığını sanırdım. Ayrıcalığımı farkettiğimde de artık büyümüştüm.” Şımaramayacak kadar büyümüştüm demek istiyordu. Üstün yeteneğini abartmadan, çocuğunu zedelemeden büyütmüş annesi Leman hanım onu. Yalnız Türkiye’de değil bütün dünya basınında onuruyla yer almış. Böylece harika çocuk İdil Biret yarım yüzyıldan beri yerini korumayı başarmış bir harika insan: Alçakgönlüyle, araştırmacılığıyla, piyanistliğini başka kaynaklarla besleyerek, çok boyutlu görüşüyle o artık bir marka olabilmiş. Darısı yeni yetişenlerin başına
.
……

Her Mermiye Bir Tuşe / Fatih GÖKSAN AKER / ANKARA
 E Posta: akerfatih@tnn.net


Akşam, Ankara’nın hemen hemen şart olan Mart ayazında, Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi’ne doğru yürüyoruz; 11 Eylül’ü anımsatan, 11 Mart sabahı Madrid’i kanla uyandıran bombalara inat, İspanya’nın (insanlığın) acısını duyumsayarak… Ferah renklerle bezenen, yeniden bakımlı olmanın verdiği güvenle konukları ağırlayan merkezin M Salonu’ndayız artık. Az sonra atlas rengi üst kostümü ve alev parıltılarıyla sahneye gelecek olan Mertol Demirelli’nin ismine alışıyordu bir süredir kulaklarım. Eşim, daha yeni, kendisiyle 3 saate yakın bir röportaj yapmıştı, yakında evinin yerini alması kuvvetle olası sahnenin dışında, kendi ortamında özellikli bir portreyle yüzyüze olduğunu aktarıyordu(*).
…
Konsere gelenlerin bir bölümü ‘gerçekten’ çocuk, Mertol Demirelli’nin akranları belli ki… Kaçınılmazdır, çok okurun daha önce bir yerlerde rastladığı ‘kimi veriler, kalıp cümleler’ kendine yer arar, bulur. Ben de öyle yapayım; Mertol Demirelli’nin çok kısa medyabiyografisini, basında çıkan haliyle alayım buraya…
…
1996 yılında Ankara’da doğan Mertol Demirelli, 6 yaşında IBLA Vakfı’nın Sicilya’da düzenlediği 2003 IBLA Grand Prix Uluslararası Müzik Yarışması’nda kendi kategorisinde birinci oldu. Kuhlau Özel Ödülü ve Müziksel Ustalık Ödülü’ne değer görüldü. Demirelli, bu yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde Carnegie Hall’de (New York), New York Üniversitesi’nde, Little Rock City’de (Arkansas) ve New Castle’da (İngiltere) konserler verdi. Demirelli’nin babası Erkan Demirelli, oğlu ile 4 yaşında müzik çalışmalarına başladıklarını belirterek, “Mertol 5 yaşında Prof. Dr. Kamuran Gündemir’le piyano derslerine başladı. 5 ay çalıştıktan sonra Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Ahmet Adnan Saygun Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu sınavını birincilikle kazanarak piyano bölümüne girdi. Aynı okulun ikinci sınıfına devam eden Mertol, bugüne kadar çok sayıda ödül aldı. Mertol’un üstün zekalı olduğunu 1,5 yaşında evdeki televizyon kanallarını karıştırırken kanalların isimlerini ezberlemesinden sonra anladık” dedi.
…
Babasının ‘üstün zekaya sahip’ olduğunu söylediği Mertol, ‘üstün yetenekli’ mi peki? Burada onun yeteneğine ilişkin ahkâm sürmeyeceğim üzerinize, onu uzmanları değerlendiriyordur. Dinleyici olarak sadece, soyadının çağrışımına inat, yumuşacık bir tuşeye sahip olduğunu, ömrünün 7’inci yılında notalardan duyumsadıklarını rahatlıkla dinleyiciye aktarabildiğini, ayakları ‘şimdilik’ pedala erişemese de, parmaklarının klavye üzerinde ürkmeden, titremeden gereğini yerine getirmeyi başardığını, üstüne üstlük, icracı olmanın yanı sıra, bis’de çaldığı “Askerin Marşı”nı dikkate alacak olursak, piyanonun Mertol Demirelli’de şimdiden bir ‘erek’ olduğunu da söyleyebiliriz. Bach, Handel, Mozart, Çaykovski, Schumann, Kabalevski ve Baran’dan eserler çalan Mertol Demirelli’nin R. Schuman (Gençlik Albümü, Op.68 Siciliana) ve D. Kabalevski (Sonatina. Op.13. No:1 C Majör) yorumlarını beğendim. İlhan Baran’ı yorumlarken güveni daha bir başkaydı sanatçının.
…
Konserin verdiği itici güçle iki kitap karıştırdım eve dönünce; “İdil Biret’e Armağan” (Üner Birkan, Sevda- Cenap And Müzik Vakfı Yayınları, Kasım 1997, Ankara) ile “Fazıl Say’ın Annesi Olmak/ Yeteneğin Keşfi” (Gürgün Say, Ana Yayıncılık, Şubat 2003, İstanbul).
…
7 Temmuz 1948’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 84’üncü birleşim ve üçüncü oturumu açılmaktadır. Gündemin 4’üncü maddesi okunur: “Yabancı memleketlere gönderilecek öğrenciler hakkındaki 1416 sayılı Kanuna ek kanun tasarısı ve Milli Eğitim ve Bütçe komisyonları raporları”. Görüşmeye konu olan ve daha sonra ‘İdil Biret- Suna Kan Kanunu’ olarak anılacak tasarı üzerinde kimi milletvekilleri görüşlerini açıklar. Tasarı lehinde söz alan bir konuşmacıyı dinleyelim: İdil Biret hakkında bir fikir edinmek için, hakikaten onu görmek lazımdır. Ben iki defa gördüm. Bu harikulade çocuğu gördüğüm zaman bugünkü gibi 6 yaşında değildi, 5 yaşında idi. Arkadaşlar, en yüksek bir piyano eserini dinledikten sonra, oturuyor piyanonun başına, tereddütsüz çıkarıyor. Piyanist bir arkadaş beş parmağı ile tuşlara basıyor, çocuk arkası dönük olduğu halde notaları sırası ile söylüyor. Böyle bir kabiliyet görülmemiştir. Bizim yapacağımız şey, bilakis, buna benzer kabiliyette olanları teşvik ve himaye etmektir.” (“İdil Biret’e Armağan”, sf. 23) (Tarihten günümüze bir not düşeyim istedim: ‘Hükümet öğrenci burslarına el koydu’, Hürriyet, 12 Mart 2004)
…
Gürgün Say da, “Fazıl Say gibi harika çocuklara hiç zaman kaybettirmemek ve onu kendi tekelimizde tutmak yerine, ihtiyaç duyduğu uzmanlara ulaştırmak gerektiğini” onun ilk hocasından öğrendiğini aktarıyor kitabında (age., sf. 126). Mertol Demirelli’nin babası, annesi, belli ki bu öğüdü tutmuşlar… Tabii bu öğüdü, Madrid’de yaşamı çalınan 192 kişi arasındaki 3 aylık bebeğin ailesi tutamayacak!
…
Olasılıkla Mertol Demirelli, andığım kitaplara da izi düşen yorgunlukların, terin, geri dönüşsüzlüğün yolcusu olacak, ailesiyle birlikte. Ve bilecek ki, akranlarının şimdiden, kâh hayret, kâh şaşkınlık, kâh umursamazlık duygularıyla dinlemeye geldiği salonlar tıklım tıklım dolacak; yolculuk, aralıksız ve ağır çalışmaların birikimiyle, piyanoseverlerin diskoteklerine cd’lerini yerleştirmesiyle devam edecek.
Mertol Demirelli’nin tuşa her bir dokunuşu, yeryüzündeki bir mermiyi namlusunda imha etsin; 4, 6, 7 yaşındaki insanlar bağlamanın telleri, piyanonun tuşları, davulların derisi üzerinde gerinsin, devinsin, sevinsin…
…
…
Fatih Göksan Aker

(*) Mertol Demirelli ile röportaj, Ankara Magazine’nin Nisan 2004 sayısında yayımlanacak.
 
Mertol Demirelli için hazırlanan internet sayfasının adresi: www.mertoldemirelli.netfirms.com

  

Ersin Antep (19.04.2004_Andante,prova)ersin@muzikoloji.com
MERTOL MİNİK ANCAK BECERİKLİ ELLİ

 

            Son dönemde minik solistlerin maharetini sıkça duyar olduk. Büyük bir sevinç kaynağı... Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz; Arslan Büyükkaya, Bayram Menderes ve Görkem Göğüş’ten sonra bu kez, çok daha küçük, ancak bir o kadar becerikli bir minik elli solistimiz var: Kuhlau Sonatin’deki akıcılığı ile büyüklere taş çıkartacak Mertol Demirelli... Henüz 8 yaşında olan bu minik el; Bach’tan Çaykovski’ye, Schumann’dan Kabalevski’ye, hattâ İlhan Baran’a kadar pek çok farklı dönem ve tarzları seslendirme becerisine sahip. Eserleri seslendirmedeki başarısı, rahatlığı, yorumundaki farklılık; şaşılacak nitelikte. O bir “Harika Çocuk”. Mertol’da emeği olanlara, emeği sürenlere binlerce minnet!

             İkinci paragraflar daha bir gerçekçidir ya; aklımıza takılan, cümlemize giriveriyor: Ya sonrası... Kimi önerileri sıralamayı Mertol’u yetiştirenlerin affına sığınarak sıralayalım: “Öncelikle bu gelecek vaad eden değil, geleceği arşınlamaya başlayan solistin yanlışlıkla bir “reklam malzemesi” olmaması için azami dikkat lütfen. Ayrıca sağlıklı gelişimini sürdürmesi için eğitim bilimciler ve psikologlarla koordineli çalışma. Diğer arkadaşlarından soyutlanmayacak bir seviye sağlanması. Ancak diğer yanda gelişiminin mümkün olan en iyi durumda devamının yanı sıra, kültürel ve felsefi bilgi birikiminin de eşit basamaklarda gelişmesi. Beden ve zihin gelişimi ile, bastığı ve doğduğu toprağın hamurundan kopmadan yetişmesi.”

             Dilimizin döndüğünce aklımızdan satırlara süzülenler elbette bahsettiklerimiz. Görkem’ler, Arslan’lar, Bayram’lar ve Mertol’lar hayli çok ülkemizde, bilincindeyiz. Ancak gönül istiyor ki; diğerlerine de en kısa sürede ulaşalım. Bir de; bu değerlerimize yol açalım, Devlet başta olmak üzere hepimiz gerekli imkanlar için seferber olalım. Bu arada değerli bestecilerimiz! Gençlerimiz, çocuklarımız arasında yeteneği ile belirginleşenlerin sayısı haylice arttı. Artık sizlerden onlara özel eserler de bestelemenizi beklemekteyiz! Sizin de onlara karşı göreviniz bu!

             Unutmayalım; 2004’ün 22-25 Ocak’ında Newcastle’da, 4 Şubat’ında New York’ta Carnegie Hall’da, 5-8 Şubat’ında Arkansas Little Rock City’de konser veren Mertol; bizim solistimiz. Dünya’nın pek çok yerinde, minik ve genç solistlerimizin konser vermesini bekleyen nice konser salonu, onları alkışlaması gereken nice dinleyici var. Her şirket vergisinin %1’i kadar bir parayı dahi genç yeteneklerimize kaynak olarak ayırsa; bu ülkenin pek çok büyük ve uluslararası başarı sahibi sanatçısı olur. Her ne kadar kimi büyük sanatçılarımız Türk bestecilerinin eserlerini yurtiçi ve yurtdışında seslendirmese de; elbet bu gençlerimiz içinden çoğunluğu -tıpkı Mertol’un daha şimdiden yaptığı gibi- müziğimizin çok daha iyi biçimde yayılması için seslendirici, iyi birer elçi olur. Kim bilir! Mertol’un New York’a yukarıdan baktığı pozu gibi birçoğu da; diğer Dünya şehirlerine yukarıdan baktığı fotoğraflarla yer eder dimağlarımızda.

…………

-Jeffrey James February 25, 2004
The Winners of the Ibla Grand Prize International Music Competition
Weill Recital Hall at Carnegie Hall, February 4, 2004

The Ibla Grand Prize International Music Competition is one of the world's cultural treasures. Held each year in the early Summer in the glorious southeastern corner of Sicily , in the beautiful and charming Baroque city of Ragusa-Ibla , this competition has proven to be a consistently open, innovative and fertile breeding ground for musical talent of the highest order.

The competition's founder, Dr. Salvatore Moltisanti, has created an atmosphere at this competition that encourages openness to any and all forms of music, a spirit of innovation that allows presentation of all musical styles as well as instruments (this has included performances by several types of jazz ensembles, electronic music composers, domra virtuosos, accordian players, Armenian folk singers, piano improvisers, whistlers and many others from outside the classical mainstream, as well as, of course, classical instrumental and vocal virtuosos), and a place where the ideas of wonderfully talented people can be exchanged and nurtured in a spirit of international brotherhood.

Consequently, the annual Ibla Grand Prize concert in New York City is always greatly anticipated and a cause for real celebration of music in all its forms. This year's concert on February 4 at Weill Recital Hall at Carnegie Hall was no exception and presented music making of the highest order.

The concert opened with …….
Next came one of the true highlights of the evening, and strong evidence for my very first statement in this review. Turkish pianist Mertol Demirelli is all of 7 years old, yet played a Bach Invention with great gravitas and stage presence. His youthful charm and developing virtuosity is considerable. He looked like he was having fun performing and the audience responded in kind. He also returned later in the evening and was again warmly received. Dr. Moltisanti even took it upon himself at the end of the concert to praise this young man as being a great example of making music for the sheer love of it, without the jadedness and cynicism that characterizes too much of the adult music world.
……………

The Ibla Grand Prize organization can take great pride in its accomplishments, as evidenced by this wonderful concert event. It was a showcase for this wonderful competition where the ideas of wonderfully talented people can be exchanged and nurtured in a spirit of international brotherhood, and abundant proof that it is indeed one of the world's cultural treasures.

 

-Mr. Salvatore Di Vittorio
Music Director, The Loyola School Music Department
February 4th, 2004, New York City

IBLA AT LOYOLA A SUCCESS!

The Loyola School Music Department has developed an Educational Concerts Program which features a yearly concert and/or master class with IBLA Competition Winners. In its second year at Loyola School, a leading Jesuit/Roman Catholic private school located at 980 Park Avenue in New York City, the Music Department proudly showcased the young and exciting talent of several IBLA Voice, Violin, and Piano Competition winners.

IBLA Competition Winners such as mezzo-soprano Paula D'Aria and violinist Bruno Monteiro (both of Portugal) gave powerful yet poignant performances of the De Falla "7 Canciones Populares Espanolas" and Franck "Violin Sonata in A major."  

Pianists Jooyoung Kim (from Korea) and Mami Shikimori (of Japan) gave moving and particularly expressive renderings of the Liszt "Mephisto Waltz" and Debussy "Preludes Feux d'artifice."

Finally, a sublime child prodigy Mertol Demirelli (of Turkey) moved his young college prep audience with delightful performances of the Kuhlau "Sonatine in g major."

The audience filled of young Loyola students and instructors was very much pleased with and looks forward to another educational concert by IBLA Competition Winners.

 


The Journal Today's Voice Of The North
/ Jan 24 2004
Brilliance  at his tiny fingertips

 A seven-year-old Turkish piano prodigy caused jaws to drop at a North-East primary school yesterday with a dazzling recital.

Mertol Demirelli - remember the name - mesmerised an audience of children and adults at West Walker Primary School in Newcastle with an accomplished performance of the music of Bach.

"He is just fantastic," said Carol Lamb, Walker co-ordinator for Newcastle Council, who heard Mertol play the previous day at another city school, St Lawrence's.

"He is quite small for his age which makes it more impressive. I wouldn't say I was very musical but he was absolutely amazing. He played four or five pieces quite effortlessly."

Mertol, accompanied by proud father Erkan, is one of eight world class musicians who are in the North-East for a special one-off concert tonight at Walker Parish Church.

Mertol, who started to play the piano when he was five and passed a university entrance exam the following year, is likely to be the star attraction at tonight's free concert at 7pm.

Performers also include American Michael Barimo, a world champion whistler who has performed at New York's Carnegie Hall.

The musicians visit the region as the result of a friendship agreement between Newcastle and its "sister city", Little Rock, Arkansas.

They are all winners of the prestigious annual IBLA Music Foundation competition in Ragusa, Sicily, another "sister city" of Little Rock.

The concert was organised by Walker councillor John Stokell-Walker who said: "This is a marvellous opportunity for residents of Newcastle to see world class performers and enjoy a varied musical programme."

He hoped the school workshops would inspire the city's young musicians to develop their talents further.


 

BBC NEWS UK EDITION / Jan 24 2004

…..
A world-champion whistler, who has puckered up at New York's prestigious Carnegie Hall, is among a group of international artists taking centre stage at church on Tyneside.

American, Michael Barimo will share the platform with a seven-year-old Turkish pianist and other world musicians to demonstrate their expertise in a musical programme ranging from classical to jazz.

The free concert, 24 January at Walker parish church, is the result of an unique exchange between Newcastle and its "sister city" of Little Rock in Arkansas.

It will round off a week long visit by the musicians, who will carry out workshops in schools in Newcastle as well as working with elderly groups.

A spokesman for Newcastle City Council said: "This is a marvellous opportunity for residents of Newcastle to see world-class performers and enjoy a varied musical programme.

Young musicians

"It is another example of how Newcastle is helping to deliver a range of world class cultural experiences to local people.

"It isn't very often that people are able to enjoy artists who usually perform at the likes of Carnegie Hall on their own doorstep.

"By holding workshops in local schools we will hopefully inspire our city's young musicians to develop their talents further."

The visit, now in its third year, has developed from of a friendship agreement signed by the cit council's children and young people's service in 1999.

It brings to the UK classically trained musicians who have won the IBLA Music Foundation competition in Ragusa, Sicily, another of Little Rock's sister cities.

Salvatore Moltisanti, the overall organiser of the IBLA festival and who will be accompanying the group said: "This is the third year that the prize winners will be visiting Newcastle and the city is now an accepted venue for our programme.

"It is such a friendly city and so steeped in history that all our performers want to be involved in the visit."

 

Sefik Kahramankaptan
11 January 2004, Turkish Probe issue 572 Copyright © Turkish Daily News8
Young talent makes us proud

……..
A child sitting in the audience at Bilkent concerts never used to fail to attract my attention. I finally asked Dean Isin Metin who the boy was who always rushed into the hall and found a good seat for himself to watch the concerts. I began to pay more attention to him after Metin said, "He's one of the most talented students at Bilkent University's Music Preparatory School."

Those who follow my articles will remember that I wrote about pianist Mertol Demirelli a while ago. Demirelli won the 12th IBLA Foundation's Special Award in 2003, when he was only seven years old. He competed in group A (those born after 1990) with a free program. The judges added Mertol's name to the list of distinguished musicians and gave him the Kuhlau Special Award after his performance. He started his piano education when he was only five, under the guidance of Kamuran Gundemir, well known as the teacher of such young piano masters as Fazil Say, Muhittin Durruoglu Demiriz and Emre Elivar. He has been studying with Aylin Ozugur for the past year at Bilkent's music school for talented children. Mertol took part in the IBLA competition with the support of his family, trainers and school. After the competition Mertol told an Anatolia news agency reporter that he was not very excited and said: "My family and I studied a lot to achieve such a success. I believe one day I will be a world-renowned pianist."

I am writing about this in detail since it is necessary for families to direct, motivate and support these talented kids while also protecting them. Such successes are usually lavishly praised by the press, thus turning the children into snobs. I have seen many children who couldn't continue their musical careers for this reason alone. So Mertol's family really has to be careful in motivating such a seven-year-old talent in order to prevent the negative effects he may face in the future.

Giriş | Yaşam Öyküsü | Etkinlik | Nasıl Başardı? | Hakkında Yazılanlar | Fotoğraf Galerisi 2002-2004 | Fotoğraf Galerisi 2005-2006 | İletişim

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 10/09/07